Manga'nın kapıları açılıncaya dek, sağ ya da sol kol aramadım, kendi iki koluma güvendim, sahip olduğum ya da yitirdiğim herşeyi şimdi çürüyen tırnaklarıma borçluyum.
Manga ile birlikte birine ihtiyaç duydum... birini aradım.... birilerini denedim... ikinci ben olmasını istedim birilerinden... İlhan Şeker... Aykut Yılmazer... Sema Teker... Aylin Korucu... Murat Yavuz... Ozan Emre Acar.... Murat Ali... Arzu Uğurlu...
Herkesin bir takvimi vardır, herkes takvimini yaşar birbirinde... Birinin 'takviminin' bittiği gün... 'sen silah arkadaşını kaybediyorsun!' demişti. Ardından 'sırtımdan' bıçaklamaya çalışmıştı. O zaman bir kayıp olmadığını düşündüm...
Oyunculuk sınavına Hamlet'in o meşhur tiradıyla hazırlanmıştım, babası ile amcasını kıyasladığı. Ardından yüze yakın hamlet izledim... Onları ilk görüşte tanırım ve 'dava arkadaşlıklarının' nasıl olduğunu iyi bilirim. O bir Hamletti, oysa benim kılıcı kınında durmayan bir 'silah arkadaşına' ihtiyacım vardı...
Ben ararım... eşelerim... önce yumruk atar sonra özür dilerim... hızlı yer ve hızlı karar veririm. Önce yapar sonra yaptığımı yıkarım... değer veririm, çoğu zaman hakedilenden fazla... İnanırım ve inandırırım... Hayallerim var. Bu şehre geri dönmek için gelmedim ama izmir'e dönmek de hayatın sonu değil, bilirim. Hırslı, mesleki kıskançlığını 'overdose' olan bir adamım. Kimseyi küçük görmem ve küçük görmeyi sevmem... hayallerim, rüyalarım ve umutlarım var. Piyangoya inanmam çalışırım. 'Adamın dayısı var' yerine 'başarmış' demeyi tercih ederim...
Manga'da ben neyim? Denizde kum tanesi... 7 creativden bir fazlası 8'im... 4 MT'den bir fazlası 5' im... finansta 2 finansçıdan bir fazlası 3'üm... Nerede ne için bana ihtiyaç varsa 'o'yum... İşte bu nedenle bana bir ben daha lazım değil...
Olamadığım yerde ben olmanın dışında, bazen bir ayna bazen bir duvar bazen bir engel olabilecek bir 'sen' lazım bana...