Kaş'a temelli yerleşmeye hazırlık telaşında, Cengiz Başar ile bigglook.com'un lansmanını Akan Kor'un da katıldığı bir ekip ile freelance çalışıyorduk. Cengiz de benimle aynı kaderi paylaştığı için ikimizin de İstanbul'da yapacak bir işi yoktu... Benim farkım, bekardım, bir arabam bankada tazminatım vardı. O hem evliydi, hem de ödemeleri vardı. Enis Karslıoğlu, işi hem bir ajansa vermiş (bunu bize söylememişti) hem de bizi çalıştırıyordu. Cengiz ile sunum yapacağımız gün, Cengiz'e bir türlü ulaşamadım. Gittim sunumu tek başıma yaptım ve işi aldım. Hep benden iyi olduklarını düşündüğüm sevgili dostlarımın ajansı işi kaybetmişti. Bun tam 2 yıl sonra öğrendim. Mutlu mesut eve dönerken, telefonum çaldı. Zeynep Türkmen'di arayan. Cenajanst'a yıllarca beraber çalışmıştık ve iyi bir dostluğumuz vardı...
Eve giderken Conrad'a uğrayıp Zeynep ve Meltemle kahve içtim. Benden bir tanıtım filmi için destek istiyorlardı. Yapacak daha iyi bir işim yoktu. Evin yolunu tuttuğumda
iki müşterimin olduğunun farkında değildim. Bir senaryo yazmalı ve işi yapacak birilerini bulmalıydım... Senaryosu onaylı bir filmim, bir basın kampanyam ve de yazılacak bir motivasyon filmim vardı...
Öyle zamanlarda güveneceğiniz, sizde iyi etki bırakmış birilerini ararsınız... Tanıdığım çok prodüksiyon şirketi vardı. Ama içlerinden birini bile aramaya karar veremedim...
Sabahleyin motivasyon filmini e mail ile Zeynep'e gönderdim. Evden çıktım. Cengiz'e hala ulaşamamıştım...
iki seçeneğim vardı; Ezel Akay... 12 yıllık bir geçmişimiz ve bana bir film sözü vardı. Ahmat Atalay... RPM de birlikte çalışmıştık, birlikte fazla bir geçmişimiz yoktu. Ama ona güvenebileceğim duygusu ağır basıyordu...
Öğlen, Tarabya'daki büfelerin orada Cengiz ile buluştuk. Cenajans'a geri dönmüştü. Ben sunumda kıvranırken Feryal Pere ile anlaşmıştı. Ona ajans kuracağımı söyleyince 'maceraya girme! Elinde ne var ki?' dedi. Elimde Citibank'ın olduğunu o an söylemekten vazgeçtim... Ona katılması için baskı yaptım ama fayda etmedi...
Birkaç gün sekreterlerle boğuştuktan sonra elimdeki senaryo ile Ezel'e gittim. Etkileyici ofis, işini bilen bir ekip... Herşey uzak ve soğuktu. 'profesyonel ol be vahap' dedim kendi kendime... Bütçe talebiyle ayrıldım.
Eve geldiğimde Ahmet Atalay'ı aradım. Bir kadın çıktı telefona Ahmet yoktu. Ertesi güne randevulaştık. Çok sıcak ve yakın bulmuştum.
Cengiz, tüm ısrarlarıma rağmen 'hayır' diyince ben de kendimi beklemeye aldım.Şirket olmak da evlenmek gibiydi iki kişi gerekiyordu.Bekliyordum, ama bu arada işler yürümeye başladı. Citibank hem senaryomu hem de bütçemi onaylamıştı. Ve Ahmetler ile bigglook.com filmini çekmeye başladık.
Oyuncu seçiminin olduğu bir nisan günü Ahmetlerin terasından şehre bakarken, sarı bir bina üzerinde "sahibinden kiralık" yazısını gördüm. Ahmet ile gidip baktık ve kiraladık. İki ay sonra taşınabilecektik, ama artık bir ofisim vardım...
O gün işsiz olduğunu bildiğim eski bir arkadaşımı aradım. Hem grafiker hem de ortak olarak ilk onu işe aldım. Şimdi sıra bir Mac'e gelmişti. Ajansın bilgi işlem müdürü Ayhan Akıncı'yı aradım. Ertesi gün Mac'i alıp, evimdeki yemek masasının üstüne kurduk.
Bu arada iki filmi de teslim etmiştim. Ahmetler de mutluydu, müşterilerim de... Enis Bey, o heyecanla milyarlarca liralık bütçelerden söz ediyordu. Ben de ona inanıyordum.
Ofis inşaatı istediğim hızla gitmiyordu ve Cengiz evden yeterince destek olamıyordu. İlhan istediğim tasarımları yapamıyordu. Ve Abdulvahap Ergut Workshop adını verdiğim yapılanma başlar başlamaz bitecek gibiydi. bankadaki param bitmek üzereydi ve sıra tazminatıma gelecekti ki... Bunu sonun başlanğıcı olarak görmeye başladım... Tam ben bu duygular içinde yeni ofis inşatını bitiremeyen evsahibim ile tartışırken Cengiz geldi. Oturup bir yerde kahve içtik, Cenajans'ta geri sayım başlamıştı, ama bırakmaya cesaret edemiyordu...
O gün umutsuzca evin yolunu tutarken, bir ekip kurmaya ve sıfırı tüketinceye kadar direnmeye karar verdim... Yemek masası üzerindeki Mac'in başına oturdum ve bir yazar olarak ilk tasarımımı yaptım. Bu bir başlanğıç idi..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder